|
1. Yeraltı
Suyu, Önemi ve İstifade Şekilleri
Yeryüzüne düşen yağmur ve eriyen kar sularının derelerden akarak
göllere veya denizlere ulaştığını
hepimiz biliriz. Yeryüzünde buharlaşarak atmosfere çıkan
ve bulutları oluşturan su daha sonra
yoğunlaşarak tekrar yeryüzüne dönmektedir. Buna yağış
diyoruz. İşte bu yağışların bir kısmı sel olarak
göl veya denizlere gitmekte, bir kısmı bitkiler
tarafından emilmekte, bir kısmı tekrar buharlaşmakta, bir
kısmı ise geçirimli yer katmanlarına sızmaktadır. Bizi
ilgilendiren yeraltı suyu işte böyle geçirimli yer
katmanlarına sızarak oluşmaktadır.
Bir
sahada yeraltı suyu vardır diyebilmek için üç ana koşulun bir
arada olması gerekir:
1.
Beslenme sahası, yani yağmur sularının üzerine düşerek yeraltına
bir kısmının sızacağı saha.
2.
Poröz yani boşluklu bir ortam. Bu ortam kum, çakıl gibi taneli
formasyonlar veya kaya çatlakları
olabilir. Kayalar içerisinde yeraltı suyu taşımaya en
uygun olanı kireç taşlarıdır. Atmosferden bir miktar
CO2 alan yağmur suyu kireçtaşı üzerine düştüğünde yatay
tabaka ve düşey çatlakları olan kireçtaşına
sızmakta ve zaman içerisinde çok büyük boşluk
sistemlerini oluşturmaktadır.
Bu sistemlerde yeraltı nehirleri, gölleri bile meydana
gelebilmektedir. Bu sistemlere karstik sistem
denilir ve bunlar yeraltı sularının en bol
bulunabileceği ortamları teşkil ederler.
3.
Üçüncü ana koşul ise boşluklu veya çatlaklı ortama sızan suların
yeraltında depolanabileceği,
birikebileceği bir yapının var olmasıdır. Bütün bu
şartları en iyi anlatmanın yolu içine kum ve çakıl
doldurulmuş bir banyo küvetidir. Burada banyo küvetinin
yüzeyi geçirimsiz tabakayı, kum ve çakılın üst
yüzeyi beslenme sahasını, içindeki kum-çakıl boşluklu
ortamı (yani akiferi), banyo küvetinin yapısı ise
rezervi yani yeraltı suyu deposunu oluşturur (Şekil 2).
Bu
örnek bazı ana kavramları kolayca anlatmak için verilmiştir.
Esasında olay tabiatta çok daha
karmaşıktır. Yeraltı suları dinamik bir yapıya sahiptir,
beslenir, depolanır, boşalır. Su tablasının belli bir
eğimi vardır ve toplanan su belli bir istikamete hareket
ederek membaları beslemektedir.
Yeraltı
suyu banyo küveti örneğinde olduğu gibi her zaman serbest bir
şekilde bulunmaz, genellikle
hapsedilmiş ortamlarda bulunur. Bunlara mahpus
(hapsedilmiş) yeraltı suyu denir. Yani suyu tutan tabaka
(akifer) iki geçirimsiz zon arasında sıkışmıştır. Şekil
3'te görülüceği gibi böyle sahalarda açılan sondaj
kuyularında su seviyesi yükselecektir. Suyun kuyu
ağızından akması halinde artezyen, daha aşağılarda
kalması halinde ise semi-artezyen kuyular denir.
Kısaca
bilgi verdiğimiz yeraltı suyu kaynakları, dünya nüfusunun
artması sebebi ile sulama, içme suyu,
kullanım suyu ve sanayi suyu rezervleri olarak her geçen
gün önem kazanmaktadır. Özellikle yer üstü
sularının kifayetli olmadığı ortamlarda her geçen gün
yeraltı suları daha çok kullanılır hale gelmektedir.
Tabii
yeraltı suyu rezervleri bitmek tükenmek bilmeyen veya yoktan
varolan zenginlikler değildir. Her
havzanın yıllık beslenmesi ve çekilebilecek emniyetli su
miktarı çok yaklaşık olarak
hesaplanabilmektedir.
Bu
etüdler sonucunda;
1. Sahada yeraltı suyunun bulunup bulunmadığı,
2. Suyun çıkabiliceği derinlik,
3. Yeraltında suyu tutan tabaka,
4. Suyun tuzluluk (NaCl), acılık (CaSO4) veya diğer
kirlenmelere maruz kalıp kalmadığı, dolayısıyla işe
yarayıp yaramayacağı anlaşılabilmektedir.
Böylece
boş yere yatırım yapılması önlenmiş olur. Buda milli ekonomiye
katkı demektir. Özellikle sahil
kesiminde deniz suyu girişimi tehlike teşkil ettiğinden
rasgele sondaj kuyuları açılmamalıdır.
2. Kuyu
Sondajı
Yeraltındaki su, maden, petrol gibi zenginliklerden istifade
amacıyla açılan dar ve derin kuyulara sondaj
kuyusu diyoruz. Yeraltı suyundan istifade amacıyla
açılan sondaj kuyuları üçe ayrılır;
1.
Çakma Kuyular,
2. Darbeli sistemle açılan kuyular,
3. Rotary sistemle açılan kuyular;
Çakma
kuyular yumuşak alüvyon arazilerde yeraltı suyunun satıha yakın
olduğu ve tek filtre ile netice
alınabilen akiferin kum çakıl gibi temiz seviyelerden
teşekkül ettiği durumlarda iyi neticeler
verebilmektedir. Ucuz ve basit bir yöntem olup çakılan
borunun içinden klapeli beyler kovası ile
tabandaki malzeme boşaltılarak boruyu sağa sola
oynatarak istenilen seviyeye indirmek suretiyle
açılmaktadır. Büyük molozlar balta denilen özel
aletlerle kırılmaktadır.
Darbeli
sistem sondaj kuyuları kireçtaşı gibi sağlam zeminlerde
açılmaktadır. Sistem çakma
kuyulardakine benzer ve ucuzdur. Ancak uzun sürede
açılması sistemin terk edilmesine neden olmuştur.
Çamur
sirkülasyonlu rotary sondaj en yaygın sistemdir. Matkap, drill-collar
denilen ağırlık ve tijlerden
ibaret sistem döndürülmekte ve çamur sirkalasyonu ile
matkabın soğutulması, kesilen parçaların dışarıya
atılması ve kuyunun göçmemesi temin edilmektedir. Rotary
sondaj makinasının kuyu sondajına
başlamadan yapılması gereken en önemli işlem teraziye
alınmasıdır. Makina mekanik veya hidrolik
krikolarla kaldırılır, önden ve arkadan takozlanır ve
her iki istikamette teraziye alınır (Şekil 4). Bazı
sağlam olmayan zeminlerde zaman içinde meydana
gelebilecek oturmalara mani olmak için beton
platformlar hazırlanmaktadır.
Eğri
delinmiş kuyular üzerinde önemle durmak gerekir, ideal olan
düşeyden sapmamış kuyu olmakla
beraber, pratikte her kuyuda bir miktar sapma vardır.
Düşeyden sapmış kuyularda teçhiz borusu hiç
inmeyebilir veya bir tarafa sürterek iner. Bu durumda
çakıl zarfı tek taraflı ve yetersiz olmakta (Şekil 5)
ve kuyu cidarına yaslanan filtre borusundaki delikler
tıkanmakta, bu kısımdaki kil keki atılamadığından
su girişi azalmakta ve randıman düşmektedir. Eğri
kuyularda daha teçhiz borusu indirilirken kopmalar
meydana gelebilir. Boru indirilse bile kuyunun silt
çekmesi önlenemez. Bu yüzden kuyuda zaman içinde
dolgular meydana gelir, pompa aşınır, verim düşer ve
randıman alınamaz. Kuyunun sapmaması için DC
(drill-collar, yani ağırlık) ve stabilizerler
kullanılmakta dar çaplı pilot delikler açılarak daha sonra
hole-opener denilen tarama matkapları ile
genişletilmektedir. Yukarıdan pull-down denilen hidrolik
baskılı makinalarda sapma çok daha fazla olmakdadır.
Sert ve yumuşak formasyonların münavebeli yer
aldığı sahalarda, molozlu formasyonlarda ve jeolojik
tabakaların yatay olmadığı durumlarda sapmalar daha
kolay olur.
3. Sondaj
Kuyularında Teçhiz
Delme
işlemi bitirildiğinde kuyunun teçhizine sıra gelmektedir. Her
bir metre derinlikte alınan kırıntı
numuneler değerlendirilerek filtre boruların konulacağı
yerler kararlaştırılır. Pratik bir ifade ile teçhiz
borusunun rahatça indirilebilmesi ve kuyu cidarı ile
boru arasındaki boşluğa yeterli çakıl zarfı
yerleştirilebilmesi için kuyu çapı teçhiz çapının en az
iki misli olmalıdır. Örneğin kuyuya 8 5/8" teçhiz
borusu indirilecek ise kuyu çapı en az 15" olmalıdır.
Sondaj
boruları kuyu teçhizinde kullanılan PVC veya metal kökenli
borulardır. PVC borular ile genellikle
sacdan imal edilen metal borular arasında tercih
yapılırken sahanın özelliği ve yeraltı suyunun kimyasal
analizi dikkate alınmalıdır. Kalite bozukluğunun söz
konusu olduğu sahalarda, tuzlu, acı ve PH dengesi
bozuk olan asit karakterli sularda sac borular problem
yaratmakta ve genellikle kısa sürelerde çürüyüp
paslanıp kullanılmaz hale gelmektedir. Ayrıca bu borular
özellikle içmesuyu kuyularında kirlenmelere de
sebep olmaktadır. Bunun yanısıra PVC boruların en
sakıncalı özelliği kolayca kırılması ve bükülmesidir.
Bu borularla teçhiz edilmiş kuyularda eğrilikler meydana
gelebilmektedir.
Teçhiz
sırasında önemli bir konu da borunun kuyuya ortalanmasıdır.
Özellikle PVC teçhiz borularında
ortalayıcı yayların kullanılması zorunludur. Sac teçhiz
boruları daha rijit olmakla beraber bu tip borularda
da ortalayıcı (merkezleyici) yaylar kullanmakta büyük
fayda vardır.
PVC
borularla teçhiz edilecek kuyularda özellikle şu hususlara
dikkat edilmelidir:
1. PVC
boru kullanımı kalitesi bozuk, asit karakterli sahalarla sınırlı
kalmalıdır.
2. Akma ve göçme olaylarının sıkça meydana geldiği
konsolide olmamış, bağlantısız formasyonlarda yan
basınçlar çok fazla olabileceğinden bu nevi sahalarda
kullanılması sakıncalı görülmektedir.
3. Bu boruların teçhizi sırasında mutlaka ortalayıcı
yaylar (Centrelizer) kullanılmalıdır.
4. Yıkama ve çakıllama esnasında boru askıda
tutulmalıdır.
5. Pompa montajında ve demontajında dikkatli
davranılmalı hareketler yumuşak ve yavaş olmalıdır.
6. Özellikle pompa monte edilmiş kuyularda dışarıdan
düşebilecek ufak bir somun bile pompanın
çekilmesi sırasında kuyu teçhiz borusunun yırtılmasına
neden olabileceğinden kuyu ağızı sağlam bir
şekilde kapatılmalıdır.
Metal
borular genellikle çelik sacdan imal edilmektedir. Bunun yanı
sıra paslanmaz çelik borular da
kullanılmakta ancak çok pahalı olduğu için tercih
edilmemektedir. Sac borular manşonlu veya kaynak
ağızlı olabilir. Daha sağlam, daha rijit borular olup
kolay kolay kopmaz, eğrilmez ve bükülmezler. Bu
boruların teçhizde kullanılması durumunda dikkat
edilecek hususlar;
1. Her
şeyden önce boru imal edilecek sac TSE standartlarına uygun
olmalıdır.
2. Et kalınlığı boru çapına uygun olarak 4-6-8 mm
olmalıdır.
3. Kaynak ağızı açılmış olmalıdır.
4. Boruda ovallik olmamalı, kaynaklar muntazam
olmalıdır.
5. Borunun uç kısımları düzgün olmalıdır.
4. Yıkama ve
Çakıllama
Kuyularda yıkama işlemi temiz su ile ve tabandan itibaren
yapılır. İdeal yıkama Şekil 6'da gösterilen
çalkalama pistonu ile yapılır. Piston en alttaki filtre
borusunun hemen üzerine kadar indirilir ve pompa ile
su basıldığında tabandan itibaren kuyu cidarına su
gittiğine böylece emin olunabilir. Şekil 7'de bu durum
gösterilmiştir. Yıkama işleminin sonuna doğru kuyu
çakıllanır. Pratikte, kullanılan çakıl, 5-15 mm
çapında yuvarlak sert taşlardan oluşmuş, yıkanmış ve
elenmiş olmalıdır, ayrıca suda erimemelidir.
Çakıllamanın faydaları aşağıda sıralanmıştır:
1. Kuyu
cidarının yıkılmasını önler.
2. Silt, kum, kil gibi malzemelerin filtre yarıklarını
tıkamasına mani olur.
3. İnce malzemelerin kuyu cidarı boyunca inerek
tabandaki filtreyi tıkamasına mani olur.
4. Yine ince malzemelerin, filtre etrafına yığılıp su
girişine mani olmasını önler.
5. Akifer tabakalardaki ince malzemelerin inkişaf
sırasında dışarıya atılması nedeniyle meydana gelen
boşlukları önler ve yıkıntılara mani olur.
5. İnkişaf
Sondajı
tamamlanmış kuyuda yapılan temizlik ve geliştirme işlemlerine
inkişaf denir. Yaygın olarak kuyu
inkişafı için basınçlı hava kullanılır. Ancak daha önce
bahsi geçen çalkalama pistonu en faydalı aletlerden
birisidir. Çalkalama pistonu, kuyu çapından 1" küçük
çapta 3 adet kolay kırılmayan ve kopmayan ağaç
disk arasına, kuyu çapında kesilmiş 2 adet köselenin
konulması ile yapılır. Yapılması ve kullanılması
kolaydır. Takımın ucuna bağlanan piston en alttaki
filtre borusunun hemen üzerindeki kapalı boru
içerisinde aşağı yukarı hareket ettirilerek filtre
karşısındaki formasyona tıpkı bir emme basma tulumba
gibi tesir ederek gözlerin açılmasını sağlar. Bu işlem
bütün filtrelere yukarıya doğru uygulanır. Neticede
kuyuda dolgular meydana geleceğinden basınçlı hava ile
temizlik ve inkişafa devam edilir.
Hava
ile inkişaf Şekil 8'de görüldüğü gibi uygun inkişaf takımı ile
yapılır. Teçhiz borusunun kolon borusu
gibi kullanılarak kuyuya sadece hava borusu
indirilmesine açık inkişaf, kolon borusu ve hava borusunun
beraber indirilmesine kapalı inkişaf diyoruz. Her iki
durumda da inkişaf takımının su içerisinde kalan
kısmının toplam takım uzunluğuna oranı %60 olmalıdır. Bu
durumda randıman alınabilir. İnkişaf işlemi
uygun kompresör ile ve kuyudan temiz su alınıncaya kadar
devam eder.
İnkişaf
işlemi derinkuyu pompaları ile aşırı pompaj yapılarak da
olabilir. Bu yöntem ancak statik su
seviyesinin kuyu tabanına yakın olduğu ve havalı
inkişafın netice vermediği durumlarda uygulanmalıdır.
Anlatılanların dışında, özellikle kireçtaşı gibi formasyonlarda
asit, patlayıcı madde ve kimyasal
yöntemlerle de inkişaf işlemi yapılabilmektedir.
6. Pompa
Tecrübeleri
İnkişaf
işleminden sonra sondaj kuyularının hidrolik özelliklerini
tespit amacıyla su verim deneyleri
yapılmalıdır. İnkişafta alınan ön bilgiler ışığında
uygun motopomp monte edilerek kuyudan su çekilmesi
ve izlenmesine pompa tecrübesi diyoruz. Tecrübe iki
şekilde yapılır:
1.
Sabit debili pompa tecrübesi,
2. Kademeli pompa tecrübesi,
İdeal
olanı her iki şekilde de tecrübenin yapılmasıdır. Elde edilen
bilgiler neticesinde istihsal kuyusunun
azami randımanla çalıştırılması ve uygun motopompun
seçilmesi sağlanır.
7. Kuyu Logu
Kuyu
logları sondaj kuyularının açılması esnasında karşılaşılan tüm
olayların ve uygulanan tüm işlemlerin
ayrıntılı yer aldığı bir bilgi formudur. Bir kuyu
logunda; açılış tarihi, açan makina, kuyunun yeri, çapı,
teçhiz planı, geçilen formasyonlar, inkişaf ve pompa
tecrübesi değerleri ile kimyasal ve bakteriyolojik
analiz neticeleri yer alır. Kuyu logları, kuyunun
işletme safhasındaki olaylar ve karar açısından büyük
önem taşır. Kuyu logu, pompa seçiminde, zaman içinde
meydana gelebilecek dolguların, debi
azalmalarının nedenleri ve çözümleri hakkında doğru
kararlar alınmasına aynı zamanda her türlü tahlisiye
işleminin doğru yapılmasına yardımcı olur.
8. Pompa
Montajı
Her
hangi bir sondaj kuyusuna pompa seçilmesinden önce kuyu logu
dikkatli incelenmelidir. Ancak
uygulamada kuyu sahibine log bile verilmediğine sıkça
rastlanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı bilgiler elde
edilememekte ve uygun pompa sezorluklar ortaya
çıkmaktadır. Bu durumda şu hususlara dikkat
edilmelidir:
1. Kuyu
çapı ve derinliği tahkik edilmelidir. Bunun için iki ucu konik
sağlam yapılmış bir mastar kuyuya
sağlam bir iple sarkıtılabilir. Bunun çapı kuyu çapından
1" küçük olmalıdır. Böylece kuyu çapı, kuyudaki
kaynak çapakları veya borudaki ezilmeler tahkik edilmiş
olur. Ayrıca kuyuda eğrilikler varsa fikir
verebilir.
2. Teçhiz borusunun yüzeyde etrafı incelenerek kuyu çapı
hakkında fikir edinilebilir. Ayrıca çakıllamaya
bakılır.
3. Kompresörle temizlik ve inkişaf yapılıp yapılmadığı
tetkik edilir.
4. Kimyasal analizler incelenir, yoksa fikir sahibi
olmaya çalışılır. Ayrıca kuyudan temiz su alınıp
alınamayacağı, silt sorunu bulunup bulunmadığı tetkik
edilmelidir. Yapılan bu incelemeler sonucunda yine
de sağlıklı bilgiler alınamıyorsa yeniden kompresörle
temizlik ve inkişaf yaptırılmalıdır. Pompa tecrübesi
yok ise inkişaf değerlerinden bir neticeye gidilebilir.
Kaynak:
Abdurrahman TAŞLI (Jeofizik Mühendisi, Ankara - Ocak 1996)
URL: http://www.laynebowler.com.tr/yeralti.htm
TÜRKİYE'nin TOPRAK ve SU KAYNAKLARI
TOPRAK KAYNAKLARI
( milyon ha )
Türkiye'nin
Yüzölçümü (İzdüşüm
Alanı)..........................................................
.77,95
Tarım
Alanı........................................................................................................
28,05
Sulanabilir
Alan.................................................................................................25,75
Ekonomik
Olarak Sulanabilir
Alan....................................................................8,50
Sulamaya
Açılan Alan (1997 yılı başı brüt
alan)...............................................4,543
DSİ'ce
işletmeye açılan alan( 1997 yılı başı net alan
).....................................2,072
SU KAYNAKLARI
Ortalama (
aritmetik ) Yıllık
Yağış..................................................................
642,6 mm
Türkiye'ye
düşen ortalama yıllık yağış
miktarı...............................................501,0 km3
YERÜSTÜ SULARI
Yıllık yüzey akış
miktarı.................................................................................186,05
km3
Yıllık
yüzey akış / Yağış
oranı........................................................................
...0,37
Yıllık
tüketilebilir su
miktarı...........................................................................
.95,00 km3
Fiili
yıllık
tüketim..........................................................................................
..29,55 km3
YERALTI SULARI
Yıllık çekilebilir
yeraltı suyu
rezervi.................................................................12,3
km3
( Yıllık
güvenilir verim)
DSİ'ce
tahsis edilen yıllık
miktar....................................................................
8,8 km3
Fiili
yıllık
tüketim...............................................................................................6,0
km3
-
1 km3
= 1 milyar m3
-
1997 yılında
yaklaşık 100 000 ha alanın sulama şebekesi tamamlanmıştır.
-
1998 yılında
yaklaşık 80 000 ha alanın sulama şebekesi tamamlanacaktır.
TÜRKİYE'DEKİ 26 NEHİR HAVZASININ YILLIK ORTALAMA VERİMLERİ
|
Havza Adı |
Havza
Numarası |
Ortalama yıllık akış
(km3) |
Potansiyel oranı
% |
(***)Ortalama yıllık verim
(1/s/km2) |
|
Fırat Havzası (*) |
21 |
31.61 |
17.0 |
8.3 |
|
Dicle Havzası (**) |
26 |
21.33 |
11.5 |
13.1 |
|
Doğu Karadeniz Havzası |
22 |
14.90 |
8.0 |
19.5 |
|
Doğu Akdeniz Havzası |
17 |
11.07 |
6.0 |
15.6 |
|
Antalya Havzası |
09 |
11.06 |
5.9 |
24.2 |
|
Batı Karadeniz Havzası |
13 |
9.93 |
5.3 |
10.6 |
|
Batı Akdeniz Havzası |
08 |
8.93 |
4.8 |
12.4 |
|
Marmara Havzası |
02 |
8.33 |
4.5 |
11.0 |
|
Seyhan Havzası |
18 |
8.01 |
4.3 |
12.3 |
|
Ceyhan Havzası |
20 |
7.18 |
3.9 |
10.7 |
|
Kızılırmak Havzası |
15 |
6.48 |
3.5 |
2.6 |
|
Sakarya Havzası |
12 |
6.40 |
3.4 |
3.6 |
|
Çoruh Havzası |
23 |
6.30 |
3.4 |
10.1 |
|
Yeşilırmak Havzası |
14 |
5.80 |
3.1 |
5.1 |
|
Susurluk Havzası |
03 |
5.43 |
2.9 |
7.2 |
|
Aras Havzası |
24 |
4.62 |
2.5 |
5.3 |
|
Konya Kapalı Havzası |
16 |
4.52 |
2.4 |
2.1 |
|
Büyük Menderes Havzası |
07 |
3.03 |
1.6 |
3.9 |
|
Van Gölü Havzası |
25 |
2.59 |
1.3 |
5.0 |
|
Kuzey Ege Havzası |
04 |
2.09 |
1.1 |
7.4 |
|
Gediz Havzası |
05 |
1.95 |
1.1 |
3.6 |
|
Meriç - Ergene Havzası |
01 |
1.33 |
0.7 |
2.9 |
|
Küçük Menderes Havzası |
06 |
1.19 |
0.6 |
5.3 |
|
Asi Havzası |
19 |
1.17 |
0.6 |
3.4 |
|
Burdur Gölleri Havzası |
10 |
0.50 |
0.3 |
1.8 |
|
Akarçay Havzası |
11 |
0.49 |
0.3 |
1.9 |
|
TOPLAM |
|
186.05 |
100.0 |
|
(*) Fırat nehri anakol yıllık akışı 30.25km3'dür.
(**) Dicle nehri anakol yıllık akışı 16.24km3'dür.
(***) Bu değerler havzaların en mansabındaki baz istasyon
akışlarından elde edilmiştir.
Kaynak: DSI Genel Müdürlüğü
|